Ağız kuruluğu, sık idrara çıkma ve bitmek bilmeyen yorgunluk... Kan şekerinin tehlikeli sınırlara çıkması (hiperglisemi) organlarınızı nasıl sinsice çürütür? Ankara'da uzman endokrinoloji tedavisi ile yüksek şekeri kalıcı olarak düşürmenin yollarını keşfedin.
Tıp dilinde Hiperglisemi, halk arasındaki adıyla Yüksek Kan Şekeri; damarlarınızda dolaşan glukoz (şeker) miktarının, vücudun tolere edebileceği sağlıklı sınırların çok üzerine çıkması durumudur. Sağlıklı bir metabolizmada, yemek yedikten sonra kana karışan şeker, insülin hormonunun yardımıyla hızla hücrelerin içine sokulur ve enerjiye dönüşür. Ancak Tip 1 veya Tip 2 Diyabet hastalarında, insülin ya hiç yoktur ya da hücrelerin kapıları insüline karşı paslanmıştır (İnsülin Direnci).
Hücrenin içine giremeyen bu fazla şeker mecburen kanda kalır. İşte sorun da tam burada başlar. Kan şekeri yükseldiğinde vücudunuzda bir yeriniz ağrımaz, ateşiniz çıkmaz veya mideniz bulanmaz. Bu yüzden hiperglisemi dünyanın en sinsi tıbbi durumlarından biridir. Medical Park Batıkent Hastanesi'nde Uzm. Dr. Şahin Doğanay gözetiminde hastalarımıza her zaman şu gerçeği hatırlatırız: Yüksek kan şekeri, damarlarınızın içinde dolaşan hücresel bir asit gibidir. Ağrı yapmaz ama temas ettiği her organı yavaş yavaş, santim santim eritir.
| Ölçüm Zamanı | Sağlıklı Hedef | Hiperglisemi (Tehlike Sınırı) |
|---|---|---|
| Açlık Durumunda (Sabah) | 70 - 100 mg/dL arası | 126 mg/dL ve üzeri |
| Tokluk Durumunda (2 saat sonra) | 140 mg/dL'nin altı | 200 mg/dL ve üzeri |
| Ağır Kriz Tablosu (Ketoasidoz) | Asla görülmemelidir. | 250 - 300 mg/dL'nin çok üzeri |
Ankara'nın yoğun iş temposunda, özellikle masa başı çalışan hastalarımız sık sık yorgunluktan veya mevsim geçişlerinden şikayet ederler. Oysa vücut, kan şekeri yükseldiğinde çok spesifik bir savunma mekanizması geliştirir. Hiperglisemi belirtileri aslında vücudun o zehirli şekeri kanından atmak için verdiği çaresiz bir savaşın sonucudur:
Tıp dünyasında hipergliseminin yarattığı en büyük yıkıma Glikasyon diyoruz. Mutfakta şekeri tavaya koyup ısıttığınızda nasıl kahverengi, sert ve yapışkan bir karamele dönüşüyorsa, kanınızdaki yüksek şeker de aynısını damarlarınıza yapar. Kanda dolaşan fazla şeker, hücrelerinizin ve damarlarınızın yapıtaşı olan proteinlere yapışarak onları sertleştirir, bozar ve işlevsiz hale getirir.
Bu yapışkan şeker en çok ince ve hassas damarları (kılcal damarları) sever. Böbreklerdeki mikroskobik süzgeçler bu şekerle tıkanır ve yırtılır, diyalize giden yol açılır. Ayaklara giden ince sinir uçları şekerle kaplanarak ölür, hasta ayaklarına batan çiviyi hissetmez hale gelir. Kalbe giden devasa damarlar sertleşir ve kalp krizi riski sağlıklı bir insana göre tam dört kat artar. Kısacası yüksek kan şekeri, bedeninizi içten içe paslandıran sessiz bir katildir.
Hiperglisemi sadece uzun vadede organ çürütmez; bazen saatler içinde hastayı yoğun bakıma sokacak kadar akut (ani) bir krize dönüşebilir.
Ankara'nın stresli yaşamı ve hareketsizliği, hastalarımızda sıklıkla ağır hiperglisemi tablolarına yol açmaktadır. Birçok hasta hastanemize ellerinde daha önce yazılmış, hiçbir işe yaramayan ve sürekli artırılan şeker hapı reçeteleriyle gelir.
Uzm. Dr. Şahin Doğanay olarak yaklaşımımız çok nettir: Sadece kan tahlilindeki rakamı düşürmek için ilacın dozunu artırmak tıbbi bir körlüktür. Bizim tedavi rehberimiz, şekeri damardan temizlerken aynı zamanda o şekerin hücreye girmesini engelleyen "Direnci" paramparça etmeyi hedefler. Protokolümüz üç ana bacaktan oluşur:
Kan şekeri çok yüksek olan bir hastanın kanı adeta çamurlaşmıştır. İlk hedefimiz böbrekleri korumak ve o yoğunlaşmış kanı seyreltmektir. Klinik şartlarında agresif bir sıvı ve elektrolit takviyesi yapılarak organlar o şeker şurubundan yıkanarak kurtarılır.
Eğer kriz durumu varsa, dışarıdan insülin destekleriyle yangın derhal söndürülür. Ancak kalıcı tedavi için şekeri idrarla atan SGLT2 inhibitörleri veya tokluk merkezini onaran GLP-1 tedavileri ile hastanın metabolizmasına tam bir format atılır.
Kan şekerini ilaçsız olarak en hızlı düşüren mucize, çalışan bir iskelet kasıdır. Tıbbi beslenme ile basit karbonhidratları sıfırlarken, hastayı kaslarını büyütecek direnç egzersizlerine yönlendiririz. Kendi kaslarınız, en güçlü şeker ilacı haline gelir.
Aylar süren tedavisiz bir hiperglisemi dönemi bedeninizi yorduğu kadar dokularınızı da yıpratır. Şekerin proteinleri karamelize etmesi nedeniyle damar yapıları bozulur, hücreler sarkar ve hücresel yaşlanma belirtileri hızlanır. İyileşmeyen ufak yaralar veya kararmalar moralinizi bozabilir.
Medical Park Batıkent Hastanesi'ndeki endokrinoloji tedavimizle kan şekeriniz ideal düz bir çizgiye oturduğunda hücreleriniz hızla yenilenmeye başlar. Glikasyon süreci durduğu için organlarınızdaki inflamasyon (yangı) söner, dokulardaki ödemler atılır ve kronik yorgunluk hissi tamamen ortadan kalkar. Dengeli bir metabolizma ve temizlenmiş damarlar, sağlıklı bir ömrün ve bedensel zindeliğin en temel güvencesidir.
Hiperglisemi, görmezden gelindiğinde bedeninizi iflasa sürükleyen sessiz ama son derece acımasız bir hastalıktır. "Nasılsa bir yerim ağrımıyor" diyerek veya bitkisel çaylar içerek bu hücresel yangını söndüremezsiniz. Eğer kan şekeriniz tehlike sınırlarında dolaşıyorsa; gözlerinizi, kalbinizi ve böbreklerinizi bu şeker asidinden korumak zorundasınız. Hastalığı baskılamak değil onu kökünden söküp atmak için iletişim sayfamızdan bizlere ulaşın ve Medical Park Batıkent Hastanesi'ndeki detaylı endokrinoloji randevunuzu hemen oluşturun.
"Hiperglisemi yani yüksek kan şekeri, hastalarımın çoğu zaman 'biraz tatlıyı fazla kaçırdım' diyerek normalleştirmeye çalıştığı en sinsi ve en yıkıcı metabolik krizdir. Damarlarınızda yüksek şeker dolaşırken hiçbir fiziksel ağrı hissetmeyebilirsiniz; ancak bu durum böbrek süzgeçlerinizi eriten, göz damarlarınızı patlatan ve kalbinizi yoran sessiz bir asittir. Kan şekerini düşürmek sadece bir laboratuvar rakamını düzeltmek değil, kelimenin tam anlamıyla organlarınızı erimekten ve çürümekten kurtarmaktır."
Uzm. Dr. Şahin Doğanay | Endokrinoloji ve Metabolizma Uzmanı
Görüşme ve tedavi planlaması için uzmanımızdan hızlıca randevu alabilir, tüm tetkiklerinizi güvenle yaptırabilirsiniz.
Randevu Oluştur İletişim (444)Hiperglisemi, kanınızda dolaşan glukoz (şeker) miktarının sağlıklı sınırların çok üzerine çıkmasıdır. Bu durum genellikle vücudun insülin üretememesi (Tip 1 Diyabet) veya üretilen insülini hücre kilitleri paslandığı için kullanamaması (Tip 2 Diyabet) sonucunda, şekerin hücreye giremeyip kanda birikmesiyle oluşur.
Açlık kan şekeriniz 126 mg/dL'nin üzerindeyse zaten diyabet hastasısınız demektir. Ancak asıl acil tehlike (koma riski), şeker ölçümünüzün 250 veya 300 mg/dL'nin üzerine çıktığı tablolardır. Bu rakamlara ulaşıldığında kanda asitlenme (ketoasidoz) veya şiddetli kuruma (hiperosmolar) riski başlar, acil tıbbi müdahale şarttır.
Evet, bu yapılabilecek en doğru ve en acil ilk müdahaledir. Kan şekeri çok yükseldiğinde kanınız adeta koyu bir şuruba veya çamura dönüşür. Bol ve temiz su içmek, hem o yoğunlaşmış kanı seyreltir hem de böbreklerinizin o fazla şekeri idrar yoluyla süzüp vücuttan dışarı atmasına inanılmaz bir yardımcı olur.
Kesinlikle fırlatır. İnsanlar diyabetin sadece tatlı yemekle olduğunu sanır. Oysa yoğun bir iş stresi, anksiyete, enfeksiyon (hastalık) geçirmek veya derin bir üzüntü anında böbrek üstü bezleriniz kanda "Kortizol ve Adrenalin" hormonlarını patlatır. Bu hormonlar, savaş veya kaç moduna giren vücuda enerji sağlamak için karaciğerdeki depo şekeri aniden kana boşaltır. Hiçbir şey yemeseniz bile stres anında şekeriniz tavan yapar.
Kandaki aşırı yüksek şeker bir zehirdir ve vücudunuz zekice bir manevrayla bu zehirden kurtulmak ister. Böbrekleriniz kapasitesinin çok üzerinde çalışarak o şekeri idrara geçirir. Ancak şeker tek başına idrara geçemez, beraberinde vücudunuzun suyunu da söküp alır. Bu yüzden sürekli idrara çıkar ve ardından korkunç bir susuzluk yaşarsınız.
Eğer kan şekeriniz 250 mg/dL'nin altındaysa, evet, yürüyüş veya egzersiz yapmak kaslarınızın kandan şekeri insüline ihtiyaç duymadan emmesini sağlar ve şekerinizi mucizevi şekilde düşürür. Ancak şekeriniz 250'nin çok üzerindeyse ve idrarınızda "Keton" (asit) varsa, bu durumda spor yapmak hücreleri daha da strese sokarak kan şekerini daha da fırlatabilir. Duruma göre hekiminize danışmalısınız.
Bu ikisi birbirinin tam zıddıdır. "Hipo"glisemi, kan şekerinin 70 mg/dL'nin altına düşerek beynin enerjisiz kalmasıdır (soğuk terleme, titreme, açlık). "Hiper"glisemi ise kan şekerinin 140'ların, 200'lerin üzerine çıkarak damarlarda zehir etkisi yaratmasıdır (susuzluk, sık idrar, bulanık görme). Her ikisi de bozuk bir diyabet tablosunun uç noktalarıdır.
Genellikle Tip 1 diyabetli hastalarda, vücutta hiç insülin kalmadığında görülür. Hücreler şekeri içeri alamadığı için açlıktan kıvranır ve enerji bulmak için vücuttaki yağları parçalamaya başlar. Yağlar hızla parçalanırken kanda "keton" adı verilen asitler birikir. Kan asitlenir ve hastanın nefesi aseton veya çürük elma gibi kokmaya başlar. Ölümcül bir krizin eşiğidir, derhal acil servise gidilmelidir.
Çoğunlukla öyledir, ancak bazı istisnalar vardır. Vücutta ağır bir enfeksiyon (örneğin şiddetli bir zatürre) varken, pankreatit (pankreas iltihabı) geçirirken veya yüksek doz "kortizon" tedavisi (steroid ilaçları) alırken, daha önce diyabeti olmayan sağlıklı bir insanın kan şekeri de geçici olarak çok yüksek seviyelere fırlayabilir.
Medical Park Ankara (Batıkent) hastanesi bünyesindeki uzman kliniğimizde, hastayı sadece şeker düşürücü haplarla eve yollamayız. Kan tahlillerinizle pankreas rezervlerinizi ölçeriz. İnsülin direncini kıran medikal beslenme, kas kütlesi inşası, organ koruyucu yeni nesil ilaçlar (SGLT2, GLP-1 vb.) ve eksikse insülin replasmanıyla bütüncül bir hücresel onarım protokolü başlatarak yüksek şekeri kalıcı olarak damarlarınızdan sileriz.