Hamilelik döneminde ortaya çıkan ve hem anne hem de bebeğin hayatını riske atabilen gebelik şekerini (gestasyonel diyabet) tehlike olmaktan çıkarın. Tartışmalı şeker yükleme testinin gerçeklerini ve güvenli tedavi yollarını uzmanından öğrenin.
Hamilelik, bir kadının vücudunda yaşanan en muazzam, en karmaşık ve en hassas biyolojik dönüşümdür. Bu mucizevi süreçte, daha önce hayatında hiçbir kan şekeri problemi yaşamamış, son derece sağlıklı beslenen ve ideal kilosunda olan bir kadının bile kan şekeri aniden tehlikeli sınırlara fırlayabilir. Tıp literatüründe sadece hamilelik döneminde ortaya çıkan ve genellikle doğumdan sonra kaybolan bu tabloya Gestasyonel Diyabet (Gebelik Şekeri) adını veriyoruz.
Toplumda, gebelik şekeri çıkan anne adayları genellikle çevreleri tarafından "Çok tatlı yedin, hamilelikte çok kilo aldın, bebeği şekere boğdun" gibi son derece acımasız ve tıbbi gerçeklikten uzak suçlamalara maruz kalırlar. Medical Park Batıkent Hastanesi Endokrinoloji bölümü olarak altını kalın çizgilerle çiziyoruz: Gestasyonel diyabet sizin bir hatanız veya iradesizliğiniz değildir. Bu, tamamen hamileliğin doğası gereği oluşan hormonal bir çatışmadır ve doğru tıbbi takiple bebeğinize hiçbir zarar vermeden yönetilebilir.
Son yıllarda reyting uğruna ortaya atılan asılsız iddialar yüzünden, yüz binlerce anne adayı Şeker Yükleme Testi (OGTT) yaptırmaktan korkar hale gelmiştir. "Bebeğime bir bardak şekerli su içirip onu zehirleyecekler" korkusuyla testten kaçan anneler, aslında bebeklerini ömür boyu sürecek bir tehlikenin içine attıklarının farkında değillerdir.
Endokrinoloji Derneği, Dünya Sağlık Örgütü ve uzman vizyonumuzun bilimsel duruşu son derece nettir: Şeker yükleme testi bebeği zehirlemez, aksine hayat kurtarır. Test sırasında anne adayına içirilen 50 gram veya 75 gram glukoz (şeker), kahvaltıda yediğiniz iki dilim reçelli ekmekten veya içtiğiniz iki bardak taze meyve suyundan daha fazla şeker içermez. Eğer vücudunuz bu kadarcık bir şekeri bile tolere edemeyip kanda fırlatıyorsa, zaten her yemek yediğinizde bebeğiniz o şeker zehirlenmesini yaşıyor demektir. Testten kaçmak, yanan bir evde yangın alarmının pilini sökmeye benzer; alarm susar ama ev yanmaya devam eder.
Eğer gebelik şekeri teşhis edilmez veya ciddiye alınıp tıbbi yollarla kontrol altına alınmazsa, annenin kanındaki o yoğun şeker kordon yoluyla doğrudan bebeğe geçer. Bu durum şu riskleri doğurur:
Ankara'da yaşayan anne adaylarımızın en büyük korkusu "Bebeğime zarar gelir mi?" ve "İnsülin iğnesi kullanmak zorunda mıyım?" sorularıdır. Sizi temin ederiz ki, gestasyonel diyabet kontrolü en başarılı olan diyabet türüdür. Tedavi rehberimiz uyarınca uyguladığımız iki altın kural vardır:
Gebelik şekerinde annenin aç kalması veya karbonhidratı sıfırlaması bebeğin beyin gelişimi için son derece sakıncalıdır. Uzman diyetisyenimiz eşliğinde; bebeği besleyecek ama şekeri zıplatmayacak tıbbi beslenme (düşük glisemik indeksli) planlaması yapılır. Vakaların yüzde sekseni sadece bu doğru porsiyonlamayla kontrol altına alınır.
Eğer beslenmeye rağmen annenin şekeri inatla düşmüyorsa, bebek risk altındadır. Gebelikte şeker hapları plasentadan geçip bebeğe zarar verebileceği için asla kullanılmaz. En güvenli tedavi dışarıdan İnsülin iğnesi vermektir. İnsülin, plasenta bariyerini geçemez; bebeğinize ulaşmaz. Hamilelikte insülin kullanmak bir yenilgi değil, bebeğinizin hayatını kurtaran altın bir kalkandır.
Bebek doğup da o direnç yaratan plasenta vücuttan atıldığı an, annenin kan şekeri genellikle yirmi dört saat içinde tamamen normale döner. İnsülin iğneleri veya katı diyetler doğumhane kapısında bırakılır.
Ancak tıbbi takip burada bitmez. Gebelik şekeri geçiren kadınların, ilerleyen yıllarda kalıcı Tip 2 Diyabet veya obezite hastası olma riski yüzde ellinin üzerindedir. Vücudunuz size "Benim pankreasım zayıf, dikkat etmezsen ileride iflas ederim" sinyalini vermiştir. Bu yüzden hastalarımızı doğumdan sonraki 6. haftada mutlaka tekrar çağırır, değerlerini analiz eder ve onlara sağlıklı bir hayatın anahtarlarını teslim ederiz.
Hamilelik, gebelik şekeri stresi ve ardından gelen doğum ile emzirme süreci annenin bedenini, özellikle de cilt yapısını çok yorar. Karın bölgesindeki çatlaklar, hormonal değişimlerin yüz bölgesinde yarattığı gebelik maskesi (Melazma) dediğimiz kahverengi lekeler ve sarkan dokular annenin psikolojisini olumsuz etkileyebilir.
Bebeğinizi sağlıkla kucağınıza aldıktan sonra, anneliğin bu güzel yorgunluğunu üzerinizden atmak, cildinizdeki lekelere veda etmek ve bedeninizi medikal estetiğin gücüyle eski formuna kavuşturmak isterseniz, sağlık grubumuzun çatısı altındaki uzman merkezimiz yanınızdadır. Gebelik sonrası bedensel toparlanma protokollerimizi incelemek için vizyonumuzu okuyabilir ve size özel bakım planlaması için deneyimli ekibimize başvurabilirsiniz. Mutlu bir bebek, bedeniyle barışık, sağlıklı bir annenin kollarına yakışır.
Gebelik şekeri, anne adayının üzerine çöken kara bir bulut değil; dikkat, özen ve uzmanlık isteyen tıbbi bir görevdir. Televizyondaki bilim dışı söylemlere inanıp şeker yüklemesinden kaçmak, karnınızdaki mucizeye yapılabilecek en büyük haksızlıktır. Siz bebeğinizin tekmelemesinin heyecanını yaşayın; kan şekerinizin endokrinolojik güvenliğini bize bırakın. Süreci hiçbir hasar almadan atlatmanız için iletişim sayfamızdan bize ulaşarak Medical Park Batıkent Hastanesi'ndeki gebelik takibi randevunuzu hemen oluşturabilirsiniz. İki canın sağlığı şansa bırakılmaz.
"Gebelik şekeri teşhisi alan anne adayları kliniğime genellikle gözyaşları içinde, 'Bebeğime zarar mı verdim?' suçluluğuyla gelirler. Oysa bu durum sizin beslenme hatanız değil, bebeğinizi besleyen plasentanın salgıladığı hormonların pankreasınıza oynadığı geçici bir oyundur. Asıl zarar, teşhis almaktan korkup şeker yükleme testinden kaçmakla verilir. İki canın sorumluluğunu taşıdığımız bu mucizevi dönemde, kulaktan dolma medya hurafeleriyle değil, kanıta dayalı medikal beslenme ve sıkı endokrinoloji takibiyle harika bir doğum süreci geçirmeniz tamamen bizim elimizdedir."
Uzm. Dr. Şahin Doğanay | Endokrinoloji ve Metabolizma Uzmanı
Görüşme ve tedavi planlaması için uzmanımızdan hızlıca randevu alabilir, tüm tetkiklerinizi güvenle yaptırabilirsiniz.
Randevu Oluştur İletişim (444)Gebelik şekeri tamamen sizin genetiğinize veya önceki beslenmenize bağlı değildir. Bebeği besleyen plasentanın salgıladığı gebelik hormonları, her kadında hücrelerin insülin direncini artırır. Eğer pankreasınız hamileliğin getirdiği bu ekstra insülin ihtiyacını karşılayacak esnekliğe sahip değilse, ailenizde diyabet olmasa bile gebelik şekeri çıkabilir. Bu sizin suçunuz değildir.
Kesinlikle yetmez. Gebelikte şeker yüksekliği sinsi başlar; genellikle sabah açlık şekeri normal çıkar ama yemek yedikten sonra tokluk şekeri aniden fırlar ve bebeği zehirler. Bunu açlık kanıyla anlayamazsınız. Şeker yükleme testi yaptırmazsanız, bebeğinizin haftalarca yüksek şekere maruz kalıp kalmadığını göremezsiniz ve iri bebek, erken doğum, doğum felçleri gibi geri dönülmez hasarlara kapı aralamış olursunuz.
Hayır, asla zarar vermez. Yükleme testinde içtiğiniz 50 gram veya 75 gram şekerin miktarı, günlük hayatta yediğiniz büyük bir dilim pasta, iki porsiyon meyve veya bir tabak pirinç pilavındaki şeker/karbonhidrat miktarından farksızdır. Eğer vücudunuz o bir bardak şekerli suyu tolere edemiyorsa, zaten yediğiniz her meyvede bebeğiniz o zararı görüyor demektir. Test bebeği zehirlemez, teşhis koyarak onu kurtarır.
Gebelikte "karbonhidratı tamamen kesmek" bebeğin beyin ve sinir sistemi gelişimi için çok tehlikelidir. Karbonhidratı kesmek değil, "doğru karbonhidratı" seçmek esastır. Beyaz ekmek, pirinç ve tatlılar yerine; tam buğday ekmeği, bulgur, mercimek ve yulaf gibi kan şekerini yavaş yükselten gıdaları diyetisyeninizin belirlediği porsiyonlarda mutlaka tüketmelisiniz.
Hayır, geçmez. Gebelikte kullanılan insülin molekülü oldukça büyüktür ve anne ile bebek arasındaki "plasenta bariyerinden" süzülüp bebeğe ulaşamaz. İnsülin sadece annenin kanında kalır, annenin şekerini normalleştirir ve böylece bebeğe temiz, şekersiz, sağlıklı bir kan gitmesini sağlar. En güvenli tedavidir.
Eğer gebelik şekeri tedavi edilmez ve anne karnındaki bebek sürekli yüksek şekere maruz kalırsa, bebek o yaşta obeziteye kodlanır. Bu bebeklerin çocukluk ve ergenlik dönemlerinde obez olma ve erken yaşta Tip 2 Diyabet geliştirme riskleri diğer çocuklara göre çok daha yüksektir. Tedavi edilirse bu risk ortadan kalkar.
Evet, olağanüstü bir fayda sağlar. Doktorunuzun (kadın doğum uzmanınızın) düşük tehlikesi veya erken doğum riski görmediği normal gebeliklerde, özellikle ana öğünlerden sonra yapılacak 15-20 dakikalık hafif tempolu yürüyüşler, kasların kandan şekeri emmesini sağlayarak tokluk kan şekerini mucizevi bir şekilde düşürür.
Vakaların %90'ından fazlasında, doğum gerçekleşip plasenta vücuttan atıldığı gün insülin direnci biter ve kan şekeri normale döner. Ancak gebelik şekeri geçiren kadınların pankreaslarının zorlandığı bilindiği için, hayatlarının ilerleyen yıllarında (5-10 yıl içinde) kalıcı Tip 2 diyabet hastası olma riskleri %50 oranında artar. Bu yüzden doğumdan sonra da sağlıklı beslenmeyi bırakmamak şarttır.
Doğumdan hemen sonra şekeriniz düzelse bile, vücudun metabolik dengesinin tam oturduğu "Lohusalık" bitiminde, yani doğumdan ortalama 6 ila 12 hafta sonra mutlaka tekrar bir endokrinoloji uzmanına görünmeli ve Oral Glukoz Tolerans Testi (OGTT) yaptırarak kalıcı bir hasar kalıp kalmadığını kontrol ettirmelisiniz.
Tip 2 diyabette kullanılan şeker haplarının (oral antidiyabetikler) çoğu plasentadan geçerek bebeğin kan dolaşımına karışma riski taşır ve bebeğin organ gelişimine zarar verebilir. Bu yüzden uluslararası endokrinoloji kuralları gereği, gebelikte diyetle düşmeyen şeker için hap değil, bebeğe geçmeyen tek molekül olan İnsülin iğneleri (kalemleri) tercih edilir.