Günde 10-15 litre su içmenize rağmen susuzluğunuz geçmiyor mu? Geceleri uykunuzdan defalarca uyanıp litrelerce ve neredeyse su gibi şeffaf idrara mı çıkıyorsunuz? Adı "diyabet" olsa da kan şekeriyle hiçbir ilgisi olmayan, beyninizdeki ana kumanda merkezinin böbreklere "suyu tut" emrini veremediği Diabetes İnsipidus (Şekersiz Diyabet) gerçeğiyle tanışın. Ankara Batıkent Medical Park kliniğimizdeki ileri düzey "Susuzluk Testi" algoritmalarımız ve bedeninizi o amansız kuraklıktan nasıl kurtardığımızı adım adım keşfedin.
İnsan bedeni muazzam bir geri dönüşüm tesisidir. İçtiğiniz suyun büyük bir kısmı böbreklerden geçerken kana geri emilir, sadece atıklar idrar olarak dışarı gönderilir. Bu kusursuz geri emilim işlemini yöneten patron, beyninizdeki Hipofiz Bezinden salgılanan ADH (Antidiüretik Hormon - Vazopressin)'dir. Ancak bir tümör, kafa travması, beyin ameliyatı veya bağışıklık sistemi hatası nedeniyle hipofiz bezi hasar görür ve ADH üretimi durursa; böbrekler suyu geri ememez. İçtiğiniz litrelerce su, vücutta hiçbir işe yaramadan, direkt olarak "su gibi şeffaf" bir idrarla saniyeler içinde dışarı atılır. Vücudun korkunç bir hızla kuruduğu bu amansız su kaçağına Diabetes İnsipidus (Şekersiz Diyabet) diyoruz.
Medical Park Batıkent Hastanesi'nde Uzm. Dr. Şahin Doğanay gözetimindeki endokrinoloji kliniğimizde, bu tabloyu sadece bir "çok tuvalete çıkma" sorunu olarak değil; hücrelerin kuruduğu, kanda sodyumun (tuzun) ölümcül seviyelere çıkabildiği ve uykusuzluğun beyni tükettiği Acil Bir Metabolik Kuraklık olarak ele alıyor ve ileri düzey teşhis algoritmalarımızı devreye sokuyoruz.
"Diabetes" kelimesi eski Yunancada "sifon gibi içinden akıp gitmek (aşırı idrar)" anlamına gelir. Geleneksel Şeker Hastalığının tam adı Diabetes Mellitus'tur (Ballı/Şekerli İdrar). Hipofiz hastalığı olan şekersiz diyabetin tam adı ise Diabetes İnsipidus'tur (Tatsız/Şekersiz İdrar). Her iki hastalıkta da ortak olan tek şey "çok su içmek ve çok idrara çıkmaktır". Ancak Şekersiz Diyabette (şeker hastalığının aksine) kan şekeriniz tamamen normaldir, pankreasınız sağlamdır; sorun tamamen beyindeki su tutucu hormonun (ADH) eksikliğidir.
Böbreklerdeki su tutma mekanizması bozulduğunda, bedeniniz çölde kalmış gibi reaksiyon verir. Belirtiler inanılmaz derecede şiddetli ve nettir:
Hasta günde 3-4 litre değil; tam 10 ile 20 litre arasında su içer. Susama hissi o kadar şiddetlidir ki, musluktan kana kana su içmek bile yetmez; özellikle "buzlu ve çok soğuk su" içme isteği (aşermesi) bu hastalığın en tipik imzasından biridir.
İçilen o 15 litre su vücutta tutulamaz ve aynen atılır. İdrarın rengi sarı değil, tıpkı çeşme suyu gibi tamamen şeffaf ve kokusuzdur. Gündüz tuvaletten çıkamayan hasta, gece de (Noktüri) saat başı tuvalete kalkmak zorunda kalır; kaliteli uyku tamamen biter.
Vücut sürekli su kaybettiği için, kanda kalan sodyum (tuz) oranı tehlikeli derecede yükselir. Eğer hasta bir sebeple (ameliyat, bilinç kaybı) su içemez hale gelirse, beyin hücreleri saniyeler içinde kuruyup büzüşmeye başlar; bilinç bulanıklığı, nöbet ve ölümcül koma tablosu gelişir.
Hastanın çok su içmesinin sebebi psikolojik mi (Psikojenik Polidipsi) yoksa gerçekten beyin hormonu mu eksik? Bu kritik ayrımı yapmak için sıfır hata payıyla çalışan protokollerimiz:
Endokrinoloji kliniğimizde reçete ettiğimiz o tek bir sprey veya hap ile hayatınız kurtulur. Artık tuvalete ve su şişelerine bağımlı değilsinizdir. Ancak aylar, belki yıllar süren şekersiz diyabet bedende ağır bir "kuraklık enkazı" bırakmıştır. Hücrelerinizdeki sodyum/potasyum dengesi bozulmuş, böbrekleriniz litrelerce suyu süzmekten yorulmuş ve belki de en kötüsü; aylardır gecede 10 kez uyanmanın verdiği "kronik uykusuzluk" sinir sisteminizi çökertmiş, ağır bir depresyon ve yorgunluk başlatmıştır.
Medical Park Batıkent Hastanesi'nde böbreklerinizdeki o amansız su kaçağını tıbbi olarak kapattıktan sonra, bu fizyolojik ve psikolojik kuraklık enkazını onarmak için bütüncül bir hücresel restorasyon başlatıyoruz. Bozulan hücre içi sıvı dengeniz (hidrasyon), uzman diyetisyenlerimizin hazırladığı özel elektrolit ve mikro-besin odaklı tıbbi beslenme (medikal diyet) protokolleriyle hücrelerinize geri kazandırılır. Aylarca süren uykusuzluğun ve "sürekli tuvalete gitme" zorunluluğunun yarattığı hareketsizliği (kinezyofobiyi) kırmak zorundayız; zayıflayan kas sisteminiz ve bitmiş enerjiniz, medikal egzersiz programlarıyla hücrelerinize yeniden oksijen pompalayarak şarj edilir. Bedeni hareketlendirmek, hücrelerin o suyu sağlıklı bir şekilde tutmasını ve ödemin atılmasını sağlayan en önemli anahtardır. Hastalık travmasının ve "susuz kalma" korkusunun yarattığı derin anksiyete, uzman klinik psikologlarımızın uyku hijyeni ve stres yönetimi terapileriyle ortadan kaldırılır. Amacımız; size sadece "az idrara çıkan" bir beden değil, hücreleri neme doymuş, deliksiz uyuyan, aktif ve yaşama gücünü geri kazanmış tam bir sağlık sunmaktır.
Günde 15 litre su içmek bir "sağlık göstergesi" veya "böbrek temizliği" değil, beyninizin alarm verdiğinin en büyük ve en tehlikeli kanıtıdır. Şekersiz Diyabet, doğru ilacın doğru dozda verilmesiyle hastanın hayat kalitesini anında yüzde yüze çıkaran tıbbın en yüz güldürücü hastalıklarından biridir. Uykularınızı bölen, sizi tuvalete esir eden o şeffaf idrarın ve bitmeyen susuzluğunuzun altındaki bu hipofizer çöküşü deşifre etmek, mucizevi tedavinizi planlayarak deliksiz bir gece uykusuna kavuşmak için iletişim sayfamızdan Medical Park Batıkent Hastanesi randevunuzu hemen oluşturun. O suyu elinizden bırakma vakti geldi.
""Diabetes İnsipidus (Şekersiz Diyabet) hastaları polikliniğime genellikle ellerinde 5 litrelik su bidonlarıyla, dudakları kurumuş, göz altları uykusuzluktan çökmüş ve 'Hocam günde 20 defa tuvalete gitmekten artık yaşayamıyorum' çaresizliğiyle gelirler. Çoğu hasta, yıllarca 'Şekerine bakalım, böbreğine bakalım' denilerek yanlış kapılarda zaman kaybetmiş, su içmenin iyi bir şey olduğu sanılarak bu hastalık atlanmıştır. Medical Park Batıkent Hastanesi'nde bir endokrinolog olarak en büyük başarım; bu hastanın susuzluk krizinin midede veya böbrekte değil, beynin arkasındaki o minik hipofiz bezinde olduğunu Susuzluk (Su Kısıtlama) Testiyle kanıtlamaktır. Eksik olan o su tutucu hormonu (Desmopressin) hastama verdiğim gece, hastanın aylar sonra ilk kez uyanmadan, tuvalete kalkmadan, deliksiz ve huzurlu bir uyku çektiğini duymak; endokrinolojinin bir insanın hayat kalitesini saniyeler içinde nasıl %100'e çıkarabildiğinin en güzel ispatıdır.""
Uzm. Dr. Şahin Doğanay | Endokrinoloji ve Metabolizma Uzmanı
Görüşme ve tedavi planlaması için uzmanımızdan hızlıca randevu alabilir, tüm tetkiklerinizi güvenle yaptırabilirsiniz.
Randevu Oluştur İletişim (444)Kesinlikle hayır, sadece isim benzerliğidir. Normal şeker hastalığında (Tip 1/Tip 2) pankreas insülin üretemez, kanda şeker yükselir ve idrarla atılır. Şekersiz Diyabette ise kan şekeriniz, pankreasınız ve insülininiz tamamen normaldir. Sorun, beynin "suyu tut" diyen ADH hormonunu üretememesidir. Ortak olan tek belirti çok su içmek ve çok tuvalete çıkmaktır.
Sağlıklı bir böbreği günde 15 litre su içerek "temizleyemezsiniz", aksine kanda bulunan ve kalbin/beynin çalışması için hayati olan sodyum, potasyum gibi elektrolitleri (tuzları) idrarla atarak kendinizi ölümcül bir su zehirlenmesine (Hiponatremi) sokarsınız. Şekersiz diyabet hastaları suyu idrarla kaybettikleri için 15 litre içerler; bu bir temizlenme değil, hayatta kalma refleksidir.
ASLA denememelisiniz! Şekersiz diyabet hastası su içmeyi kestiğinde idrarı azalmaz. Böbreklerin suyu tutma komutu (hormonu) olmadığı için, hasta su içmese bile idrar yapmaya devam eder. Vücuttaki son sular da idrarla atıldığında hücreler kurur, kandaki sodyum (tuz) aşırı yükselir ve hasta birkaç saat içinde komaya girerek hayatını kaybedebilir.
Hastalığın teşhisinde altın standarttır ancak evde ASLA yapılamaz. Hasta hastaneye yatırılır ve saatlik kilo, tansiyon, kan sodyumu ve idrar yoğunluğu ölçülür. Suyun kesilmesine rağmen idrar şeffaf akmaya devam ediyorsa ve hastanın kilosu/tansiyonu tehlikeli sınıra yaklaşıyorsa test doktor tarafından derhal durdurulup ilaç verilir. Sadece endokrinoloji uzmanı gözetiminde, klinikte yapıldığında güvenlidir.
En sık sebebi hipofiz bezinin etrafında oluşan iyi huylu/kötü huylu tümörlerdir. Ayrıca geçirilmiş beyin ameliyatları (tümör alınırken sağlam dokunun zedelenmesi), şiddetli kafa travmaları (trafik kazası vb.), beyin iltihapları veya bağışıklık sisteminin hipofiz bezine saldırması (otoimmün hipofizit) bu hormonun üretimini aniden durdurabilir.
Eğer hastalığın sebebi beyinde büyüyen ve etrafa zarar veren devasa bir tümörse evet, ameliyat gerekebilir. Ancak hastalığın kendisini tedavi etmek için ameliyata gerek yoktur. Vücudun üretemediği ADH hormonu (Desmopressin) dışarıdan burun spreyi veya dilaltı hapı (Minirin vb.) olarak verildiğinde hastalık mükemmel bir şekilde kontrol altına alınır ve hasta normal hayatına döner.
İlacınızı verdiğimiz ilk gece uykunuz düzelir. Ancak aylarca her gece 10 kez uyanıp tuvalete giden bir sinir sistemi çökmüştür. Vücudunuzdaki sodyum/potasyum dengesi (elektrolitler) altüst olmuştur. Tıbbi tehlikeyi hastanemizde atlattıktan sonra sizi Glow Point'e yönlendirerek; uzman diyetisyenlerle hücre içi su (hidrasyon) ve mineral dengenizi onarıyor, PT'ler eşliğinde tükenmiş kaslarınızı canlandırıyor ve uzman psikologlarla aylardır bozulan uyku hijyeninizi/anksiyetenizi bütüncül olarak iyileştiriyoruz.